Fazla Çalışma Ücreti Konusunda Yargıtay Kararı

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu

E.2007/9-582   K.2007/557

DENKLEŞTİRME – FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ

Özet

1475 SAYILI İŞ YASASI ‘NIN YÜRÜRLÜKTE OLDUĞU DÖNEMLERDE HAFTALIK \ 45 GÜNÜ AŞAN ÇALIŞMANIN FAZLA ÇALIŞMA SÜRESİ OLARAK KABULÜ GEREKİR. 4857 SAYILI İŞ YASASI DÖNEMİNDE İSE, GÜNLÜK 11 SAATE KADARKİ ÇALIŞMALAR YÖNÜNDEN ÖRTÜLÜ BİR DENKLEŞTİRMENİN VE DENKLEŞTİRMEYE ESAS GÜNLÜK 11 SAATİ AŞAN SÜRELER YÖNÜNDEN FAZLA ÇALIŞMANIN VARLIĞININ KABULÜ GEREKİR.


İçtihat Metni

Taraflar arasındaki “fazla çalışma ücreti alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Ankara Ondördüncü İş Mahkemesi)’nce davanın kabulüne dair verilen 08.06.2006 gün ve 1309-604 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesi’nin 21.12.2006 gün ve 21014-33694 sayılı ilamı ile; (…1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı, davalıya ait radyolink istasyonunda çalışmaktadır. Çalışması 10 gün aralıksız fiili çalışma, 20 gün ara verme şeklindedir.

Dava konusu dönemin bir kısmı 1475 sayılı İş Kanunu, bir kısmı da 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmektedir.

Hukuk Genel Kurulu’nca verilen 05.04.2006 gün 2006/9-107 E. 2006/ 144 K. sayılı kararda, uyku ve sair ihtiyaçlar için geçen zaman çıkarıldığında bu tür işyerlerindeki çalışmaların günde 14 saat olabileceği kabul edilmiş, Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı Dairemizce de benimsenmiştir. Dairemizce bu davalar bakımından davacının ister tek başına, ister diğer bir veya birden fazla işçi ile birlikte nöbet tutması durumunda günlük çalışma süresi 14 saat olarak kabul edilmektedir.

Buna göre, davacının 1475 sayılı Kanun dönemindeki çalışmaları yönünden hükme esas bilirkişi raporundaki hesaplama yerindedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesi de “fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır” denilmek suretiyle Dairemizin 1475 sayılı İş Kanunu döneminde benimsediği görüş artık yasal düzenlemeye kavuşmuş bulunmaktadır. Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesinde genel bakımdan haftalık çalışma süresinin en çok kırkbeş saat olduğu belirtildikten sonra taraflarca aksi kararlaştırılmamış  ise haftalık çalışma süresinin işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı, tarafların anlaşması ile haftalık işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği, bu halde iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin normal haftalık çalışma süresini aşamayacağı, denkleştirme süresinin toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar arttırılabileceği öngörülmüştür. Sözü edilen düzenlemeye göre, iki ya da dört aylık dönemlerde haftalık ortalama çalışma süresi 45 saati aşmamak koşulu ile, günlük 11 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak değerlendirilmelidir.

4857 sayılı İş Kanunu dönemine rastlayan dönem için, iki aylık dönem içinde haftalık çalışma süresi ortalama 45 saati aşmaması nedeniyle, fazla mesainin, günlük çalışmanın 11 saati geçip geçmediğine göre belirlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla, iki aylık dönem için haftalık çalışma süresinin ortalama 45 saati aşmaması koşulu ile günlük 11 saatlik çalışma konusunda örtülü bir denkleştirme anlaşmasının varlığı kabul edilmeli, 11 saati aşan çalışmalar fazla mesai olarak değerlendirilmelidir.

Davacının saptanan çalışma şekline ve yukarıda açıklanan Dairemizin benimsediği ilke kararına göre, 14 saat/gün çalışma üzerinden davacının iki aylık süre içinde toplam çalışma süresi üzerinden haftalık normal çalışma süresi 45 saati aşmamaktadır. Buna göre, denkleştirme kuralları nazara alınarak, 10 günlük nöbette her gün için 11 saati aşan kısım fazla çalışma süresidir. Buna göre davacının 10 günlük sürede fazla çalışma süresi 30 saattir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, hatalı değerlendirme yapılarak 1475 sayılı Kanun dönemi esas alınarak fazla hesaplama yapılmış; mahkemece, yukarıda açıklanan esaslara aykırı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Bu nedenlerle, davacının 4857 sayılı Kanun dönemindeki fazla çalışma alacağının açıklanan ilkeler uyarınca gerektiğinde bilirkişiden bir ek rapor alınarak yeniden hesaplanmak ve bir değerlendirmeye tabi tutularak hüküm altına alınmak üzere kararın bozulması gerekmiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:           :

1- Davacı M…/M… Radyolink istasyonlarında güvenlik görevlisi olarak; 10 gün çalışıp 20 gün dinlendiğini ileri sürerek, anılan devrelere ilişkin fazla çalışma ücreti ve vardiya prim alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, davacının çalıştığı günlük 24 saatlik süreden yemek, uyku gibi zorunlu ihtiyaçları için gerekli sürenin düşürülmesi sonucu emsal Yargıtay içtihatlarına göre günlük 14 saat çalıştığının kabul edilmesi gerektiği, günlük 14 saat çalıştığının kabulü nedeniyle 11 saat çalışma sonucu uygulanması gereken denkleştirmenin uygulanamayacağı, bu nedenle davacı işçinin, gerek 1475 sayılı Kanun zamanındaki çalışmasında, gerekse 4857 sayılı Kanun zamanındaki çalışmasında aynı şekilde hesaplama yapılması gerektiği esası benimsenmiş ve buna göre hesaplanan bilirkişi raporuna göre davacının bir çalışma devresinde (14×7=98-45=53) 53 saat fazla mesai yaptığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Yüksek Özel Dairece yukarıya aynen alınan karar ile hüküm bozulmuş, mahkemece önceki gerekçelerle direnilmiştir.

Bozma kararının ve direnme kararının içeriği ve kapsamı itibariyle Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacı işçinin fazla çalışma alacağının yerel mahkemenin kabul ettiği gibi 53 saat üzerinden mi, yoksa Özel Daire’nin kabul ettiği gibi 30 saat mi olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

Davacı, davalı işyerinde 399 sayılı KHK’ya tabi sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken, 15.08.2002 tarihinde aynı işyerinde iş mevzuatına tabi işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Davacı işçi 15.08.2002 tarihinden 4857 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 10.06.2003 tarihine kadar 1475 sayılı eski İş Kanunu’na tabi olarak çalışmış, 10.06.2003 tarihinden itibaren ise 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak çalışmasını sürdürmüştür.

1475 sayılı İş Kanunu’nun 61. maddesine göre, genel bakımdan iş süresi haftada en çok 45 saattir. 45 saatin üstünde yapılan çalışmalar fazla çalışma sayılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesince, ilke olarak çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiş, ancak tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesine göre fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. Anılan madde uyarınca, atıfta bulunulan 63. madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar, fazla çalışma sayılmaz.

Dosya kapsamına göre; davalı şirkete ait radyolink istasyonunun meskun mahal dışında bulunması, ulaşım zorluğu gibi zorlayıcı nedenlerle, davacının, radyolink istasyonunda 10 gün çalışıp (sonrasında 20) gün ise evinde istirahat ettiği anlaşılmaktadır.

Radyolink istasyonlarında yapılan çalışmanın niteliği, yapılan işin ve iş yerinin özelliğine göre bu tür çalışanların uyku ve diğer zorunlu ihtiyaçları karşılamak için gerekli olan zaman dilimi gözetildiğinde, çalışmanın günde en fazla 14 saat sürdürülebileceği, Hukuk Genel Kurulu’nun 04.05.2006 gün ve 2006/9-107-144, 14.06.2006 gün 2006/9-374-382, 21.03.2007 gün ve 2007/ 9-150-160, 21.03.2007 gün ve 2007/9-174-164 sayılı bozma kararlarında olduğu gibi somut olayda da benimsenmiş, çalışmanın tek başına ya da birkaç kişi birlikte yapılmış olmasının, çalışılan süreye etkisinin bulunmayacağı, Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerde kabul edilmiştir.|

Türk Telekomünikasyon A.Ş. (R/L) İstasyonlarında Çalışma Usul ve Esasları’na ilişkin mevzuatın “Çalışma Süresinin Düzenlenmesi” başlıklı 6. maddesinin (a) bendinde; çalışan, personel, 24 saatlik süre içinde 3 vardiya halinde haftalık 6 gün 45 saat esasına göre çalıştırılır, ancak bu şekildeki vardiyayı oluşturacak sayıda personel bulunmayan istasyonlarda bu durum dikkate alınarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesine göre günde 11 saati aşmamak koşuluyla İl Telekom Yöneticisinin onayı ile farklı şekilde çalışma düzeni de oluşturulabileceği, (b) bendinde; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesinde yer alan denkleştirme esasına göre; haftalık normal çalışma süresinin, işyerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği, bu şekilde en fazla dört aylık süre içinde haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık çalışma süresini aşamayacağı, (c) bendinde; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesine göre; denkleştirme esasının uygulandığı hallerde bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi yapılan bu çalışmaların fazla çalışma sayılmayacağı, (d) bendinde; fazla çalışma yapan personel isterse bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine fazla çalıştığı her bir saat karşılığında 1 saat 30 dakikayı serbest zaman (ücretli izin) olarak kullanabileceği hükümlerini içermektedir.

1475 sayılı Yasa’nın yürürlükte olduğu dönemde; Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, haftalık 45 saati aşan çalışmanın fazla çalışma süresi olarak kabulünün gerekmesi karşısında, davacının, 10 gün ve günde 14 saat çalıştığı kabul edilerek, bu çalışma devresinin ilk 7 günlük kısmında 45 saati aşan (14 saat x 7 gün = 98 saat, 98 saat – 45 saat = 53 saat) sürelerde fazla çalışma yapıldığının, çalışma devresinin ikinci haftasına sarkan 3 günlük kısmında ise (14 saat x 3 gün = 42 saat çalışıldığından) fazla çalışmanın olmadığının kabulü gerekmektedir.

4857 sayılı Yasa döneminde günlük 11 saate kadarki çalışmalar yönünden örtülü bir denkleştirmenin varlığı kabul edileceğinden, denkleştirmeye esas günlük 11 saati aşan süreler yönünden (14 saat – 11 saat = 3 saat, 10 gün x 3 saat = 30 saat) fazla çalışmanın varlığı kabul edilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2007 gün ve 2007/9-150-160, 21.03.2007 gün ve 2007/9-174-164 sayılı bozma kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular gözetilerek, davacının fazla çalışma alacağının saptanması gerekirken, yazılı düşüncelerle aksinin kabulü isabetli olmayıp, bozma nedenidir.

2- Her ne kadar davacı işçinin nöbet çizelgesine göre Mayıs/2005 tarihinden itibaren çalışılan 10 günlük devrede üçlü vardiya sistemine geçilip, her gün için nöbet tutulması gereken sürenin günlük 8 saat olarak açıkça belirlenmiş olması nedeniyle, bu dönemden sonra artık fazla çalışma alacağının oluşmayacağı belirgin ise de, bozma kararında davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddedilmesi, bozma ilamının ve direnme kararının kapsamı itibarıyla artık bu durum davacı yararına usuli kazanılmış hak haline gelmesi nedeniyle, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Hal böyle olunca, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılması gerekirken direnme kararı verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcın geri verilmesine 18.07.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)