Kooperatifler Kanunu Değişiyor, Tasarı Mecliste Görüşülüyor.. -V-

Kooperatifler Kanunundaki değişikliklerin TBMM deki görüşmeleri devam ediyor..

26 Mayıs 2010

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu, tali komisyon olarak ele aldığı Kooperatifler Kanunu ile ile Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısını benimsedi.

TBMM Genel Kurulunda ”Kooperatifler Kanunu ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Maddeler üzerindeki görüşmeler devam ediyor..
Milletvekillerimizin ve partilerimizin Kooperatifçiliğe bakış açısını yansıtması bakımından görüşmeleri Meclis tutanaklarından alarak yayınlıyoruz.

Görüşmelerin 5. Bölümü aşağıya alınmıştır.


Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
23. Dönem 4. Yasama Yılı
107. Birleşim 26/Mayıs /2010 Çarşamba

DÖRDÜNCÜ OTURUM

BAŞKAN : Başkan Vekili Meral AKŞENER   KÂTİP ÜYELER: Gülşen ORHAN (Van), Fatih METİN(Bolu)

—–0—-

BAŞKAN – Soru-cevap işlemine geçiyorum.  Sayın Uslu…
CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tasarının 1′inci maddesinde, ortak sayısı 500′den fazla olan kooperatiflerde, yetkili kurulların seçiminin gizli oy, açık tasnif esasına göre yapılacağı öngörülmektedir. Neden 500 üyeyle sınırlandırılmıştır? Esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri neden hariç tutulmaktadır? Bu düzenlemedeki asıl muradınız PANKOBİRLİK seçimlerine etki edebilmek midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Arifağaoğlu…

METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Hükûmet olarak FİSKOBİRLİK’e destek verecek misiniz?

İkinci sorum: Yeni fındık sezonunda üreticiye dönük projeleriniz var mıdır? Üreticiyi yine tüccara mahkûm edecek misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Şimdi, FİSKOBİRLİK’le ilgili soruya öncelikle cevap vereyim. Biz, tabii, FİSKOBİRLİK’e aslında bugüne kadar hep destek olduk ancak FİSKOBİRLİK’in burada fındık alım satımıyla ilgili iş ve işlemlerinde, hususlarda maalesef sürekli bir şekilde zarar ettiği ve borçlandığı, yüksek fiyatlar açıklayıp sonra bunu yerine getirmediğine dair, tabii hazineye sürekli yük oluşturduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalındı. Daha önceden defaatle borçları yapılandırılıp istenildiği hâlde hazine adına, yine bu tür sorunlar ortaya çıktı.

Biz ise şunu yaptık: 2009 yılında fındıkla ilgili yeni bir strateji açıkladık ve burada, aslında fındık dikilmesi gereken, Fındık Kanunu’na göre fındık dikilmesi gereken alanlarda fındık dikenlere alan bazlı bir destek ödemesi yapmayı getirdik. Bunun dışında… Ki bu sürekli bir şekilde gerçekleşecek. Nitekim, 2010 yılı içerisinde 700 küsur milyon lira da fındık üreticisine biz nakit destek ödemesinde bulunduk. Artı, eğer fındık dikilmemesi gereken alanda fındık dikilmiş ise oradaki çiftçilerimize de şöyle bir imkân getirdik: Üç yıl süreyle toplamda dekar başına 600 lirayı bulan bir ödemeyle, çiftçilerimizin o fındık yerine, fındık normalde dikilmemesi gereken yerde fındık diktiği hâlde orada alternatif ürünler listesini biz kendilerine veriyoruz, diyoruz ki “Alternatif ürünleri dikin ve bu alternatif ürünlerden de ilave olarak zaten bir para kazanacaksınız.” Ama bu sürede de gelirden onları mahrum bırakmamak için de onlara üç yıl süreyle 600 lira dekar başına para ödemesi getiriyoruz.

Biz dün de fındık üretiminin Türkiye’de yapılması gereken yerde o üretimin yapılmasını teşvik ettik, bugün de ediyoruz, bundan sonraki süreç içerisinde de biz desteklemeye devam edeceğiz. Ancak tabii gerçekte yanlış uygulamaların veya irrasyonel birtakım işlerin yapılmasını da, bunun da hazineye bedel olarak ödetilmesini de, bizim gerçekte doğru görmediğimiz bir işi de yapmamız beklenmemeli. Hiç kimsenin de bunu zannediyorum beklememesi gerekiyor.

Bunun dışında 1′inci maddeyle, Sayın Uslu’nun birinci sorusuyla ilgili olarak da sayıca kalabalık olan genel kurullarda gizli oy açık tasnif esası getiriliyor. Burada ortakların her türlü etkiden uzak, özgür iradeleriyle oy kullanmaları sağlanıyor. Tabii 500 gibi bir sınır getirilmesi gerekiyor. Bu yani herhâlde üye sayısı özellikle kabarık olan kooperatiflerde buna bir alt sınır çünkü 500′ün altında bu kontrol edilebilir, salonda oylama esnasında belki işari oyla da yapılabilir ama sayı 500′ün üzerinde olunca doğal olarak bunların mutlaka gizli oy açık tasnif yoluyla yapılması lazım ki bu demokratik, herkesin demokratik iradesini rahatça ortaya koyabileceği bir ortam oluşsun. Bu, işin aslında sağlıklı bir şekilde yürümesi için son derece de önemli.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karaibrahim…

EŞREF KARAİBRAHİM (Giresun) – Efendim, Sayın Bakana sormak istiyorum: Biraz önce “FİSKOBİRLİK her sene zarar etti.” dedi ama sadece TMO’nun iki senedeki zararı 1 milyon doların üzerinde. Bir de şu anda TMO’nun elinde ciddi biçimde fındık var, 400 bin ton. Bunu hızlı bir şekilde çürütme aşamasındadır. “Bunu FİSKOBİRLİK kanalıyla işleyerek piyasaya sürmesi değerlendirilebilir mi?” diye soruyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Uslu…

CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakana sormak istiyorum: Ayçiçek primlerini Trakya’da ne zaman ödeyecekler?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan, üç dakikalık bir süreniz var. İster yazılı, ister sözlü…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, yağlı tohum prim destekleri 28 Mayıs günü üreticilerin hesaplarında olacak, bankaya biz yatırdık. Buradan 650 milyon lira bu ay yani 28 Mayıs gününde -iki gün sonra- hesaplarına geçmiş olacak, üreticilerimiz bunu alacaklar. Daha çok bu yağlı tohumlarla ilgili dosyaları tekemmül eden çiftçilerimize, gerek pamuk gerek ayçiçeği gerekse hububat primlerinden ve sertifikalı tohumluk ve fidan desteği olanlar, toplamda bunu ödeyecek. Dosyası yetişmemiş olanlar veya bize intikal etmemiş olanlarla ilgili olarak da Haziran ayı içerisinde yine ödeme tamamlanacak. Biz yıl başında zaten bunu belirledik, ne kadar para ödeyeceğimizi. 5 milyar 600 milyon lira desteğin bu ay 28′inde ödeyeceğimiz destekle birlikte 4,5 milyarını biz ödemiş oluyoruz. Dolayısıyla geriye kalan para da Haziran ayında 550 milyon ve arkasından diğer aylarda tamamlanacak, 5 milyar 600 milyon lira tamamlanmış olacak.

Biz Toprak Mahsulleri Ofisi olarak da fındık çürütmedik.

EŞREF KARAİBRAHİM (Giresun) – “Çürüttünüz.” demedim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Hayır, çürütmedik. Onu biz değerlendiriyoruz. Hiçbir şey yapamadığımız durumda bile onu yağa çeviriyoruz.

Belirttiğiniz rakamlar da zarar açısından doğru değil. Bizim, aslında, bu ortaya koyduğumuz stratejiyle, fındık stratejisiyle geçen sene hem üretici yüksek bir fiyat seviyesini yakalamış oldu hem de üretici ayrıca desteklenmiş oldu, gerçek fındık ekim alanında yapılanlarla.

BAŞKAN – Sayın Bakan, toparlayabilirseniz…

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum.

EŞREF KARAİBRAHİM (Giresun) - Sayın Bakan, olmayan fındığın fiyatı 5 lira gibi bir rakam.

BAŞKAN - Madde üzerinde üç önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1 inci maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 48 inci maddesine eklenmesi öngörülen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri hariç olmak üzere, ortak sayısı beş yüzden fazla olan kooperatiflerin ve üst kuruluşların genel kurul toplantılarındaki yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Kooperatiflerin organ seçimlerinde her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir. Anasözleşmelerin bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

Bekir Bozdağ    Abdulkadir Akgül     Eyüp Ayar     Akif Gülle       Emin Nedim Öztürk

Yozgat                     Yozgat                    Kocaeli    Amasya               Eskişehir

T.B.M. Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı yasa tasarısının 1. maddesinde geçen (500) ibaresinin (700) olarak değiştirilmesini arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı yasa tasarısının 1. maddesindeki (500) rakamının (200) ola-rak değiştirilmesini arz ederiz.

Saygılarımızla,

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                 Sacid Yıldız                     Şevket Köse

Malatya                                           İstanbul                           Adıyaman

Mehmet Ali Susam                     Ergün Aydoğan                    Ahmet Küçük

İzmir                                                 Balıkesir                        Çanakkale

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Susam, siz mi konuşacaksınız?

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Evet efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Susam.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada kooperatifçilikle ilgili bir kanun görüşüyoruz. İki tane teklif birleştirilmiş vaziyette. Bir tanesi Sanayi Ticaret Bakanlığına bağlı konut kooperatiflerinin Sanayi Ticaret Bakanlığından alınıp Bayındırlık Bakanlığına verilmesi, öbürkü de Sayın Elitaş’ın verdiği kooperatiflerin seçimlerinin 500′ün üzerinde olan üyelerin gizli oy açık sayım usulüyle yapılması ve denetimle ilgili kanun teklifi.

Şimdi, bu iki kanun da kooperatifçiliğin sorununu çözmeye yönelik olmanın ötesinde AKP’nin bir ihtiyacını gidermeye yönelik bir kanun teklifidir. Bunun altını açıkça çiziyorum.

Birincisi: Boşaltılmış olan Bayındırlık Bakanlığı, işlevsiz kalmış olan Bayındırlık Bakanlığına Sanayi Ticaret Bakanlığındaki konut kooperatiflerini alıp oraya koyup bakanlığa işlev kazandırmaktır. Aynen böyle. Buna itiraz edecek bir tane elini vicdanına koyacak milletvekili çıkamaz. 83 yılında Bayındırlık Bakanlığına verilmedi mi daha önce bu kooperatifler? Ondan sonra denetim yapılamadığı için, ciddi bir sorun ortaya doğduğu için 87 yılında tekrar Sanayi Ticaret Bakanlığına geri verilmedi mi? Verildi.

Bakın, arkadaşlar, eğer bu mantıkla bakarsanız ne gerekçe gösteriyorlar? Gerekçede diyorlar ki: “Efendim, imar planları uygulamasında kooperatifler doğru düzgün imar uygulamalarına riayet etmediği için, kontrolden uzak oldukları için eğer Bayındırlık Bakanlığına verirsek kooperatifleri bu anlamıyla düzgün bir şekilde idare ederiz.” Bayındırlık Bakanlığının ne denetim elemanları var ne başka kooperatifçilikle ilgili uzmanları var, bunun için de Sanayi Ticaret Bakanlığının elemanlarını bir yıl süreyle kendilerine geçici görevlendirmeyi istiyorlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, eğer bu mantıkla bakarsanız, yani her iş kolu kendi bakanlığına gidecek derseniz, tarımla ilgili olanlar Tarım Bakanlığına, eğitim kooperatifleri eğitime, motorlu taşıt kooperatifleri Ulaştırma Bakanlığına -bunu çoğaltabiliriz- hepsi birine girer.

Kooperatifçilik bir hukuk meselesidir, ortaklık hukuku. Yüzde 5′i mesleki olayıdır, yüzde 95′i ortaklık hukukudur, onun için kooperatifler Ticaret Bakanlığına bağlı sanayi ve ticaret odalarına üye olurlar ve ticaret hukuku içerisinde mütalaa edilirler, ortakların hukuku içerisinde mütalaa edilirler.

Değerli arkadaşlar, bu anlayışla bir kanun çıkartılmaz. Bakınız, Sanayi Ticaret Bakanlığının Kooperatifçilik Strateji Belgesi var. O belge hazırlanmış, Bakanlığın İnternet sitesinde var.

Kooperatifçiliği Türkiye’de doğru bir noktaya çekmek istiyorsanız, kooperatifçiliği geliştirecek bir çalışmanın altyapısını oluşturursunuz ve kooperatifçiliğin şu an karşı karşıya olduğu sorunları çözmeye çalışırsınız. Türkiye’de maalesef bunları yapmak yerine, Türkiye’de bakanlıklara iş bulunmaya çalışılıyor.

Türkiye’de kooperatifçiliğin sorunu nedir? Birincisi, Türkiye’de kooperatif sayısı dünyadaki kooperatif sayısının onda 1′idir. 800 bin dünyada kooperatif var, 80 bin bizde var, ama Türkiye’deki kooperatife üye olanların sayısı, dünyadaki kooperatiflere üye olanların yüzde 1′idir. 800 milyon dünyada kooperatif ortağı var, bizde 8 milyon var. Yani bizde kooperatif ortaklık sayısı az, dikey yapılaşma oluşmamış, üst birlikler oluşmamış, bağımsız dış denetim oluşmamış ve bu anlamıyla kooperatifçilik kendi kaderine bırakılmış, desteklerden uzak kalınmış, hiçbir destek verilmemiş. Bu anlamıyla, kooperatifçilik ülkede başarısız kılınmaya çalışılmıştır.

Sayın Tarım Bakanı burada oturuyor. Biraz sonra soruda da soracağım, zamanım yetmediği için şey yapıyorum. Avrupa ülkelerinde tarımda kooperatiflerin yüzde 90 pazara hâkim olduğu ülkeler var, hayvancılıkta Yeni Zelanda’da yüzde 70′ine hâkimler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum. Tamamlayın lütfen.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) - Ama, bizim ülkemizde maalesef bu şekilde değil.

Şimdi, seçim getirilmesiyle ilgili bir konuyu da söylemek istiyorum. Seçim de aslında bu maddeye Sayın Elitaş tarafından getirildiğinde, 500′ün üzerinde ortak sayısı olan kooperatif yüzde 3′ü bulmuyor- ben tek tek çıkardım, yüzde 3′ü bulmuyor- yüzde 3 için getirildiğini zannetmiyorum sadece kendi bölgesindeki sorunları çözmek için getirildi, ona da zaman yetmedi, o kooperatif orada öyle seçimini yaptı gitti, Pankobirlik’le ilgili olarak.

Ben, bu noktada, kooperatiflerin içerisinden esnaf kefalet kooperatiflerinin çıkarılması noktasında haklı bir gerekçe olarak görüyorum. Nedenine gelince, onların kendi içinde istenirse üyeler seçim yapma şansına sahip oldukları için bir yanıyla bunu gerçekleştirebilme fırsatları var. Seçimi yapalım, ama az üyeyle yapalım, 200 ortağı olana indirmemiz lazım. 500 ortaklı kooperatif sayısı çok sınırlıdır, ondan dolayı bu önerge yeterli değildir, sayıyı aşağıya indirmek zorundayız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

*********************************

BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 16.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER    KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülşen ORHAN (Van)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107′nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, önerge reddedilmiştir.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

T.B.M. Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 Sıra Sayılı yasa tasarısının 1. maddesinde geçen (500) ibaresinin (700) olarak değiştirilmesini arz ederim.

Kamer Genç

Tunceli

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Genç burada mı? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

500 ortak küçük kooperatiftir. 700 olması daha mantıklıdır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1 inci maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 48 inci maddesine eklenmesi öngörülen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri hariç olmak üzere, ortak sayısı beş yüzden fazla olan kooperatiflerin ve üst kuruluşların genel kurul toplantılarındaki yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Kooperatiflerin organ seçimlerinde her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir. Anasözleşmelerin bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.”

Bekir Bozdağ (Yozgat) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Katılıyoruz Sayın Başkan.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri hariç olmak üzere, kooperatif seçimlerinin gizli oy açık tasnif usulü ile yapılması sağlanmış; ortak sayısı beşyüzden fazla olan kooperatif ve üst kuruluşlarının seçimlerinin gizli oy açık tasnif usulü ile yapılması sağlanmış, kooperatiflerin sadece organ seçimlerinde her ortağın en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilmesi öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergenin doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- 1163 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş kooperatiflerde çıkan veya çıkarılan ortağın konutu bu sebeplerle geri alınamaz, ancak bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.”

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe’ye aittir.

Buyurun Sayın Ünlütepe.

CHP GRUBU ADINA HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2′nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının 2′nci maddesiyle Kooperatifler Yasası’nın kooperatiflerin dağılmasını düzenleyen 81′inci maddesinin ikinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere ilave yapılmaktadır.

Bilindiği gibi Kooperatifler Yasası’nın yedinci bölümünde kooperatiflerin dağılmaları düzenlenmiştir. Kooperatifler ya ana sözleşmede gösterilen sebeplerle veya genel kurul kararıyla, hakkında iflasın açılmasıyla, diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınmasıyla veya üç yıl üst üste kongresini yapmama gibi veya kooperatifin amacına ulaşması nedenleriyle kooperatiflerin dağılması düzenlenmiştir. Komisyonca kabul edilen tasarıyla “Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş kooperatiflerde çıkan veya çıkarılan ortağın konutu bu sebeplerle geri alınamaz, ancak bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.” cümlesi eklenmektedir.

Değerli milletvekilleri, kooperatifçilik sistemi Türkiye’de çok eskiye dayanmamaktadır. Öncelikle ilk defa 1961 Anayasası’nda kooperatifçilik konumu incelenmiş ve burada “Devlet, kooperatifçiliğin önündeki engelleri kaldırır.” ibaresi “Tedbir alır.” ifadesi yer almış iken 1982 Anayasası’yla yapılan değişiklikle …”üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” ibaresi yer almıştır. 1982 Anayasası ve hükûmetlerin uygulamalarının Türk kooperatifçilik hareketinde daralma yaptıkları gözden kaçmamaktadır. Kooperatifçilik hareketlerine bu Hükûmetçe de yeterli özen gösterilmediği bilinmektedir.

Kooperatifler tüzel kişiliği haiz olan kuruluşlardır ama Türkiye’deki kooperatifçilik sistemine baktığımızda kooperatiflerin bir kısmının Sanayi ve Ticaret Bakanlığına, bir kısmının Tarım Bakanlığına, bir kısmının Çevre ve Orman Bakanlığına, şimdi yaptığımız düzenlemeyle de bir kısmının Bayındırlık Bakanlığına bağlandığını görüyoruz. Bu tür kooperatiflerin değişik tür bakanlıklara bağlanması birlikte hareketi engellemekte, kooperatifçilik üzerindeki uzmanlaşmadan da uzaklaşılmaktadır. Bu bakanlıklar arasındaki uygulama farklılıkları kooperatif hareketini canlandırmamakta, aksine gelişimini engellemektedir. Yapılması gereken en önemli işlerden birisi, Türkiye’deki kooperatifçilik hareketini hızlandırabilmek amacıyla yeni bir kooperatifler bakanlığının kurulmasında yarar olduğu kanaatindeyiz.

Daha önce arkadaşlarımızın da belirttikleri gibi, çok değişik türde kooperatifler bulunmaktadır. Bunların kimisi, biraz önce de söylediğim gibi, tüketim kooperatifleri, üretim kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri, esnaf kefalet kooperatifleri, yapı kooperatifleri, köy kalkınma kooperatifleri gibi bunlar çoğaltılabilmekte ve bu sayılar artırılabilmektedir.

Bu düzenlemelerin, yapı kooperatiflerinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlanması biçimsel olarak doğru kabul edilse bile, bu düzenlemenin Türk kooperatifçilik hareketine bir ivme kazandırmayacağı düşüncesini de yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum. Kooperatifler Yasası’nın bazı maddelerinde yapılacak değişikliklerle kooperatifçiliğin temel sorunlarının çözülebilmesi olanaksızdır.

Türkiye’deki yapı kooperatiflerini incelediğimizde, en önemli sorunlarından birisi kaliteli bir konut üretiminin olmamasıdır. Konutlar teslim edildikten sonra da hak sahibi ortaklar konutta inşaata devam etmek zorunda kalmaktadırlar. Yapı kooperatiflerindeki kalitesizlik öne çıkmaktadır. Aynı olayı TOKİ’nin yaptığı inşaat sektöründe de görüyoruz dersem yanılmamış oluruz. Kooperatif ortakları arasında kooperatiften kaynaklanan davaların yoğun olması da kooperatifleşmede ciddi sorunların olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

Sizinle bir konuyu paylaşmak istiyorum: Bildiğiniz gibi, ilimizde 2002 yılında 6 şiddetinde bir deprem olmuştur ve bu depremden dolayı pek çok yurttaşımızın konutları yıkılmış, oturulamayacak hâle gelmiştir ve 2002 yılında yapı kooperatifi kurulmuştur. Örneğin, bizim ilimizde bunlardan bir tanesi de Depremzede Konut Yapı Kooperatifi. Yaklaşık 600 hak sahibi kooperatife üyedir. Depremde oturacak konutları kalmamış, pek çoğu ya kirada oturmakta veya evinin yanında bir göz oda çevirerek çoluğuyla çocuğuyla orada birlikte oturmaktadır.

Bu iktidarın kooperatifler üzerinde gerekli denetimi yapmaması sonucu sene 2010, sekiz yıldır bu insanlar deprem mağduru olmasına rağmen oturacakları konutlara geçememişlerdir. İnanın, en son 17 Mayısta yapılan kongrede bir hak sahibinin sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum. 3 Şubat 2002 yılında Afyon’da 6 büyüklüğünde, merkez üssü Sultandağı ilçesi olan depremde evinin yıkıldığını, 3 çocuğuyla tek göz odada yaşadığını, artık eve ne zaman geçeceğini bilemediğini söylüyor. Yani sekiz yıldır deprem mağduru olan kişilerin, 600 konutuna girememeleri sosyal devlet açısından acı veren bir olaydır. İktidar açısından değerlendirdiğinizde de bu yoksul insanların sorunlarıyla ilgilenilmediğinin bir kanıtıdır. Peki, sosyal devletin ilkesi nerede kalıyor? Yani bu kooperatifleri bu yasayla Bayındırlık Bakanlığına bağladığımızda bu insanlar konutlarına girebilecekler mi? Mümkün değil. Hâlâ daha bu insanlar kooperatife aidat ödemekle yükümlü durumdadırlar.

Değerli Başkan, saygıdeğer üyeler; bu kooperatiflerden yirmi yıl vadeli 20 milyar kredi ödenmiştir. Bugün geri ödeme dönemi başlamıştır. Geri ödemelerdeki ödemezlik oranı yüzde 80′dir. Deprem mağduru olan insanlar bu kooperatiflerdeki geri ödeme miktarlarını, paralarını ödemekte ciddi zorluk çekmektedirler. Bu ortamda bu kooperatiflerin sorunlarıyla Sayın Bakanlığın öncelikle ve ivedilikle ilgilenmesini rica ediyorum. Kooperatif başkanı, bakanla, milletvekilleriyle konuştum, soruna çözüm bulunmuyor diyor. Kooperatifin kendi arasındaki uyumsuzluklar önemli değildir, önemli olan sosyal devlet gereği Bakanlığın bizzat bu olaya müdahale ederek bu kooperatifteki yapılaşmanın bir an önce bitirilmesi gerekmektedir.

Başka bir konuyu daha paylaşmak istiyorum: Demin de söylediğim gibi, çok değişik bakanlıklara bağlı kooperatifler var. Bunlardan bir tanesi: İhsaniye ilçemizin Üçlerkayası kasabasında bir kalkınma kooperatifi -süt ve süt ürünleri fabrikası- var. Sultandağı ilçemizde Çamözü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi -soğuk hava deposu- var. Çevre ve Orman Bakanlığınca bunlar -hem kooperatif hem de üyeler- hakkında icra takibine gidilmiştir. Hâlbuki bunlar, ORKÖY’den kredi alınarak yapılmış olan kooperatiflerdir. Kooperatiflerin ve bazı kooperatif ortaklarının banka hesaplarına bloke konulmuştur. Her iki kooperatifin tesisleri, biraz önce belirttiğim gibi, ORKÖY’ce yapılmıştır. Bu tesisler, üreticilerin ürünlerini değerlendirip, işçi çalıştırarak bölgesine ve üyelerine ekonomik katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, kayıt dışılığın yüzde 50′nin üzerinde olduğu ilimizde, kooperatiflerin tüm işlemleri kayıt altında tutulmaktadır. Bu tesislerin satılması ya da atıl durumda kalması ülke ekonomisine katkı sağlamaz. Bu işletmeler, ayrıca, sanayi bölgelerinde olmadığından dolayı girişimciler için cazip de değildir. İcra işlemlerinin devamında binlerce köylü mağdur olmaktadır.

Kooperatiflerin ve de kooperatifleşmenin önü açılmamaktadır. Açıkçası, siyasi iktidar, daha doğrusu Bakanlık ve siyasi iktidar, kooperatifleşme hareketine sıcak bakmamaktadır. Bu durum ise küçük birikimlerin değerlendirilmesini, üreticilerin örgütlenmesini ve mülkiyetin yaygınlaştırılmasını engelleyen bir husustur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) - Hayhay Sayın Başkanım, bağlıyorum.

Hükûmet -olanaklıysa- bu kooperatifler hakkındaki icra takibini bir an önce durdurmalıdır ve yeniden borç yapılandırılmasına girerek kooperatiflerin bu darboğazdan çıkması sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, burada, 2′nci maddede “Amacına ulaşmış olan kooperatifler tasfiye hâline geldiğinde çıkan ve çıkarılan ortağın konutu bu sebeplerle geri alınamaz.” diyor. Bir kooperatiften çıkmak en doğal bir insan hakkıdır, temel haktır. Bir kooperatiften bir üyenin çıkmasını nasıl engelleyebilirsiniz? Bir hukuk devletinde Anayasa’nın temel hak ve hürriyetlerini engelleyen bir yapılaşmaya nasıl yön verilebilir? Bunu anlamakta zorlanıyorum. Elbette daha önce de konuşan arkadaşlarımızın belirttiği gibi, çıkarılan ortaklıklardan dolayı davalar çoktur ama çıkan ortak, kendi rızasıyla kooperatiften bir kimsenin çıkmasını engellemeye çalışıyoruz. Buna hukuken olanak yoktur. Anayasanın

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Efendim, cümleyi bağlıyorum.

HALİL ÜNLÜTEPE (Devamla) – Sayın Başkan, verdiğiniz uygulama için teşekkür ediyorum.

Ben bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum ve 2′nci maddedeki “Çıkan” kelimesinin madde metninden çıkartılması gerektiği inancındayım.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi ben de size gerçekten teşekkür ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Ali Torlak. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA D. ALİ TORLAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2′nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kooperatifçiliğin üzerinde önemli bir sosyal sorumluluk misyonu bulunmaktadır. Bu misyonun ifa edilebilmesi için daha hızlı, değişime kolay adapte olabilen, girdi maliyetleri karşısında zora düşmeyen bir yapısal değişime ihtiyaç bulunmaktadır. Aslında kooperatiflerimizin sorunlarını bir arada değerlendirmenin ve iç içe girmiş olan bu sorunların toplu bir süreç olarak ele alınarak çözüm aranmasının daha doğru bir yaklaşım olduğuna inanıyoruz.

Görüşmekte olduğumuz tasarının 2′nci maddesinde yapı kooperatiflerinin ve üst birliklerinin kurulmasına, işleyişine, tasfiyesine ve denetlenmesine ilişkin iş ve işlemleri, kuruluş kayıtlarının ve sicillerinin tutulmasını sağlamak ve uygulamalarında denetleme hususları getirilmektedir. Bu, genel manada doğru bir yaklaşım olmakla birlikte, yapı kooperatifleriyle ilgili olarak, teknik konular hariç herhangi bir bilgi birikimi olmadan ve personel altyapısı hazırlanmadan Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlanmasının Türkiye’de yapı kooperatiflerinin yıllardan beri süre gelen ve kronikleşmiş sorunlarını çoğaltarak daha da derinleştireceği muhakkaktır. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı teknik eleman eksikliği nedeniyle mevcut sorumluluk alanında bile yetersiz kalmaktayken, bu yapısıyla kooperatiflerin yükünü kaldırması mümkün değildir. Ancak, kooperatiflerden sorumlu bir genel müdürlük ihdas edilip teknik kadro yönünden yeterli hâle getirildikten sonra bu Bakanlığa bağlanması daha doğru olacaktır. Aksi takdirde, Bayındırlık ve İskân Bakanlığına bağlanması birçok sorunu da beraberinde getirecektir. Yapı kooperatifleriyle ilgili denetim, mevzuat, eğitim, uygun teşkilatlanma ve finansman şeklinde birçok sorunlar yıllar boyunca dile getirilmesine rağmen, çözülmesi yolunda bir türlü mesafe alınamamıştır. Hükûmetin bu sorunları giderecek önlemleri alarak, çözümler üretmek yerine şeklî birtakım yasal değişiklikler yaparak, altyapısı hazırlanmadan yetkiyi A bakanlığından alıp B bakanlığına bağlaması var olan sorunları çözmek yerine daha da karmaşık hâle getirecektir.

Değerli milletvekilleri, bugün yaşanmakta olan mali kriz konut sektörünü derinden etkilemiştir. Konut sektörünün temel girdilerinde demir ve çimentoda yapılan sezonluk fahiş zamlar nedeniyle dar ve orta gelir grubunda bulunan vatandaşlarımızın kıt kanaat tasarruflarıyla ve zor şartlar altında ödedikleri aidatlarla hayalini kurdukları konut veya iş yerlerinin yapımında meydana gelen maliyet artışları nedeniyle çok zor duruma düştükleri hepimiz tarafından bilinmektedir. Dolayısıyla, kooperatiflerimizin bu sorunlarının hızla çözülmesi zorunlu hâle gelmiştir. Sorunlara ve çözüm yollarına daha farklı yaklaşımlar getirilmesi gerektiği ortadadır.

Bu sorunların temeline inildiğinde kooperatiflerin kamuoyunda ciddi bir güven sorunuyla karşı karşıya olduğunu hepimiz kabul etmekteyiz. Yapı kooperatiflerinde önemli bir istismar alanı bulunuyor. İşleyiş tamamen yasaya aykırı. Sistem şöyle işlemektedir: Bir müteahhit bir arsa bulmaktadır. Kendi kontrolünde bir kooperatif kurup arsayı kooperatife sattığı gibi, işin yapımını da üstlenmektedir. Bu süreç tam bir haksız kazanç mekanizmasına dönmüştür. Yasada kooperatif yönetiminin kooperatifin iştigal alanıyla ilgili iş ve işlem yasağı vardır ve cezası da bulunmaktadır. Ancak, gerçek hayatta arsayı satan da, bina ve eklentilerini yapan da, kooperatifi yöneten de aslında aynı kişidir. Hükûmet bu sistemi bildiği hâlde yıllarca sessiz kalmıştır. Ne yazık ki ortada binlerce kooperatif mağduru vatandaşımız olmuştur. Oysa gerçek bir kooperatif, konut ihtiyacı olan insanların bir araya gelip arsa alımı ve imalatı rekabet koşulları içinde ihale etmesiyle meşgul olmalıyken, sistem yukarıda anlattığım şekilde işlemektedir. Konut sahibi olayım derken, biriktirdiği tasarruflarını da kaybeden vatandaşlarımızın iyi niyetlerini kullanarak bu işi kendilerine geçim kaynağı hâline getiren kötü niyetli insanlara karşı yasal tedbirlerin getirilmesi zorunluluk hâline gelmiştir. Bakanlık doğrudan kooperatifleri muhatap almalıdır. Kooperatifler tüm işlerini doğrudan Bakanlıkla yapmalıdır. Araya bir aracı koymanın anlamı da yoktur.

Değerli milletvekilleri, kooperatiflerde güvenin arttırılması için güven unsurunu çok iyi yakalamış başka müesseseleri ve diğer ülkelerdeki uygulamaları da inceleyerek yasal, yapısal ve yönetsel çalışmalarımızı değerlendirmemiz, netice olarak da kendi bünyemize olduğu kadar dünyadaki yapısal değişime de uygun bir yapılanma içine girmemiz gerekmektedir. Ortaklık işlemlerinin basitleştirilmesi, tebligat hükümleri, üyelikten çıkma ve çıkarılma işlemlerinde prosedürün ve sürelerin azaltılması, söz konusu işlemlerle ilgili belirsizliklerin giderilmesi gibi amaçlarla Kooperatifler Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde yeni düzenlemeler yapılması da gereklidir.

Bir kooperatif ortağının yıllarca bir kooperatifi oyaladığı ve tasfiyeyi geciktirebildiği sık rastlanan olaylardandır.

Kooperatiflerde en zor uygulamaların biri de ortağı ihraç etmektir. Bu düzenlemede çıkan ortaklıktan söz edilmektedir. İstifa eden ortak “çıkan ortak” olarak adlandırılır. Böyle bir ortağın konutunu almayıp da ne yapacaksınız? Yapılacak düzenlemelerle bir yandan kooperatiflerin ve kooperatif ortaklarının mağduriyetlerinin önlenmesi diğer yandan da toplumda kooperatiflere yönelik güven sorununun giderilmesi hedeflenmelidir.

Değerli milletvekilleri, hâlen ülkemizde kurulduğu hâlde faaliyet göstermeyen ve tasfiye edilmeyi bekleyen çok sayıda kooperatif bulunmaktadır. Bu kooperatiflerin çoğu genel kurul toplantısını bile yapamamaktadır. Bu nedenle faal olmayan kooperatiflerin bir an önce tasfiye edilmelerini sağlayacak bir düzenleme yapılmalıdır.

Günümüzde kooperatiflerde uyuşmazlığa neden olan konuların başında ortaklık ilişkileri gelmektedir. Kooperatif ortakları arasında meydana gelen en küçük bir anlaşmazlık yıllarca sürmekte, haksız taraf zaman kazanırken haklı taraf mağdur olmaktadır. Bu nedenle kooperatif ortakları ile kooperatifler arasında, kooperatifler ile üst birlikler arasında kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların çözümünü hızlandırmak ve kolaylaştırmak, işlem ve itirazların en hızlı biçimde sonuçlandırılmasını sağlamak amacıyla yasal tedbirlerin bir an önce uygulamaya koyulması gerekmektedir.

Ayrıca, Kooperatifler Kanunu’nda gerçekleştirilecek birtakım yasal düzenlemelerle, günün değişen şartlarına kolayca adapte olabilmesine yönelik çoğu konulardaki düzenlemelerin yönetmeliklerle de yapılabilmesine zemin hazırlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, kooperatiflerle ilgili yaşanan diğer bir sorun da sanayi siteleri yapı kooperatiflerinin yaşamakta olduğu çelişkilerle dolu ve çok yetersiz olan teşviklerdir. Örneğin, sanayi siteleri yapı kooperatifleri sadece kalkınmada öncelikli yörelerde desteklenmektedir. Oysaki sanayi siteleri büyük sanayi kuruluşlarının tamamlayıcı unsurlarıdır. Bu nedenle, gelişmiş bölgelerdeki sanayi sitelerinin de desteklenmesi gerekmektedir.

En önemli sorunlardan birisi de arsa temini ve altyapı sorunudur. Ayrıca, sanayi siteleri yapı kooperatiflerine vergiler ve harçlar açısından da hemen hemen hiç muafiyet tanınmamaktadır. Bu konularda Hükûmet tarafından sanayi siteleri yapı kooperatiflerine destek verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, kooperatifler, fertlerin tek tek altından kalkamayacakları işleri gerçekleştiren mükemmel bir dayanışma kuruluşudur. Kooperatifler, gelir dağılımından zarar görenlerin bu zararlarını etkisiz hâle getirmede denge oluşturan bir teşekküldür. Kooperatifçilik bencilliği önler, kendi çıkarlarını hesaba katmadan başkaları lehine karşılıklı olarak çaba harcanmasına hizmet eder.

Kısaca, bu fonksiyonlarıyla kooperatifler, israfı önleyen, maliyeti düşüren, üretimi arttıran, verimliliği yükselten, insani değerlerin korunduğu ve devam ettirildiği kuruluşlardır.

Milliyetçi Hareket Partisi adına tespitimiz, uzun yılların birikimi olarak gelir dağılımının büyük ölçüde bozulduğu ve acilen sosyoekonomik politikaların yürürlüğe konulmasına ihtiyaç duyulduğu günümüzde kooperatifçiliği, görüşmekte olduğumuz tasarıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

D. ALİ TORLAK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Üç-beş maddelik yüzeysel ve şekli düzenlemelerle değil, yeniden, sil baştan ele alıp yapılandırmamız, bu harekete hız kazandırmamız hayati önem taşımaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerimle kanunun büyük Türk milletine hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Torlak.  Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına, Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır. (BDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Bayındır.

BDP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 496 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2′nci maddesi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kooperatifçilik, anlayış olarak insanın toplumsallaşmasıyla birlikte kurulan ekonomik, sosyal, kültürel, iş bölümü dayanışması ve bir yaşam biçimidir aslında. Bugün bu kooperatifçilik anlayışına neden ihtiyaç olduğunu biraz tartışacağız ve niye bunun ihtiyaç olmaktan çıkarılmak istendiğini birlikte tartışmaya çalışacağız çünkü ortak üretim ve eşitçe paylaşım ve tüketim anlayışı kâr hırsına, tekelciliğe dayandırıldığı tarihten bugüne bin yıllardır insanlık hep eşit üretim ve eşit paylaşımın arayışçısı olmuştur. Bu nedenle belki bütün egemen olmamıştır bu anlayış ama kaybettikleri değerleri yeniden kurmak, korumak ve geliştirmek iddiası ve çabasında olmuştur. Dolayısıyla hani resmî tarihte işte 1700′lü yıllarda bir sosyalistin kooperatifçilik anlayışı başlatmasıyla başlayan bir zihniyet değildir bu, insanlığın yarattığı bir zihniyettir ama zihniyetin ortadan kaldırılmasıyla birlikte yeniden bir öncülük üzerinden bu kurulmaya çalışılmıştır.

Kooperatifçilikte esas nedir? Herkesin öz gücüyle, öz yönetimli bir ortaklık kurmak, ortak üretimi ortak paylaşmak üzerine geliştirmek iddiasıyla toplulukların buluştuğu, birlikte, tek başına yapamadıklarını çoğulcu bir katılımla, katılımcı bir şekilde kendi ekonomileri… Ekonomik amaçlıysa, hizmet amaçlıysa, başka hangi amacı içeriyorsa, bu felsefe ekseninde bu işi sürdürmeyi öngörmüşlerdir ama ne yazık ki, bu kooperatifçilik anlayışı da, arkadaşlarımızın da daha önce belirttiği gibi, yani Türkiye’de de 70′li yıllarda gelişmesine rağmen, 80 darbesiyle bu anlayış, bu düşünce ve onun örgütlenme anlayışı hem yasal hem pratik olarak belli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır ya da kooperatifçilik adını kullanıp ama işlevi ve içeriği olarak kooperatifçiliğe uymayan rantçı anlayışlar gelişmiştir.

Bizler bugün belki yapı ve çiftçilik konusundaki kooperatifçiliğe ilişkin geliştirilmek istenen düzenlemeyi tartışacağız. Örneğin, hani biliniyor, ya belediyeler bir şehrin, kentin imarını ve onun denetimini çeşitli sivil toplum örgütleriyle denetliyor ya da işte, Bayındırlık Bakanlığının sınırları kapsamına giren kimi alanlarda da bu denetim bir boyutuyla Bayındırlık Bakanlığı üzerinden ama ağırlıklı olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı üzerinden yürütülüyordu şimdiye kadar.

Bu yasayla yapılmak istenen… Aslında Bayındırlık ve İskân Bakanlığı önce kendi yaptıklarını güçlü sorgulamalıdır çünkü her depremde, her bir felakette ilk yıkılan yapı ne yazık ki, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının denetimine tabi tutulan, onun denetiminde olan, onun onayıyla faaliyete giren ya hastaneler ya okullar ya da yine herhangi bir kamu kurumu ilk önce bu depremde ya da herhangi bir sarsıntıda yıkılan ya da işlevsiz hâle gelen alanlardır. Dolayısıyla bugün kanunun gerekçesinde sunulan, işte, Bayındırlık Bakanlığı imar planını daha iyi takip etmek için, yapı denetimini daha güçlü sağlamak için ya da kooperatiflerin demokratik işleyişini sağlamak için böyle bir denetim almıyor üzerine. Tam tersine, bu peşi sıra yapılan yasal değişikliklerle ya da Bakanlar Kurulu kararıyla geliştirilen yeni yönetmeliklerle aslında kooperatifçilik alanının yani dar gelirli ve öz yönetimi oluşturarak farklı katılımla, işte, ister yapı olsun ister çiftçilik anlamında olsun ister hizmet anlamında olsun ister eğitim anlamında olsun kurulan kooperatiflerin aslında kurulmamasını sağlamaya dönük ya da kooperatifleri kurutma kanunu olarak da değerlendirebiliriz çünkü devlet toplumu kendi öz gücüyle üretime davet etmek üzerine işlev görmüyor. Ne yazık ki bir yandan demokratikleşmeden söz edilir ama öte yandan bütün hizmetlerin, sektörlerin tam devletçi bir zeminde, devlet eksenli ya da devlete yakın güçler üzerinden rant alanları yaratılmak isteniyor. Örneğin geçmişte belediyeler, diyelim, kooperatifler kuruyordu, farklı kesimler, hani, daha düşük kredilerle en azından herkesin faydalanabileceği alanlar yaratmaya çalışıyordu ama mesela bir TOKİ olayını ele aldığımızda, yapılaşmada TOKİ devreye girdikten sonra ne yazık ki artık toplumda bireyler, üyeler toplanarak TOKİ karşısında bir rekabet yapamıyor çünkü ne kredi anlamında ne arsa temini açısından ne de getirilen kimi tedbirler nedeniyle ne yazık ki artık rekabet edemez durumda. Çünkü, örneğin, şimdiye kadar kooperatifler herhangi bir üyenin, bireyin, vatandaşın arsasını alıp belli bir pay verdikten sonra yap-sat yapıp ortaklaşabiliyordu ama çıkarılan bir kanunla artık ne yazık ki kooperatifler bir yurttaşın arsasını alıp hem yurttaşa ev kazandırmak hem de farklı yurttaşlara yapı kazandırılmasının önüne engel konuldu.

Şimdi, eğer demokratik denetim amaçlı yapıldığı düşünülüyorsa, örneğin, hani, işte, biliyoruz, kooperatifler kurulur, üyelerinin paraları alınır ve ne yazık ki daha sonra ne ev yapılır ne de yer tahsis edilebiliniyor insanlara, bu tür kapkaççı zemin de var ama bu tür örnekleri emsal göstererek Maliyenin daha doğru yapması gereken bir denetimi hiç sorumluluğu olmadan bunu Bayındırlık ve İskân Bakanlığına vermek çok doğru bir yaklaşım değildir. Bu, olsa olsa gelecekte giderek tamamen bütün kooperatifçi, bütün yapılaşmayı TOKİ yani belli merkezlere ihale etmek ve toplumu kendi gücüyle üretebilecek, ortak güçte üretebilecek mekanizmalardan yoksun bırakmak, yoksul bırakmak amacını içermektedir.

Yine, 2009′da Bakanlar Kurulu kararıyla çıkarılan bir genelgeyle de kadın kooperatiflerinin kurulması zorlaştırıldı. Örneğin, bugüne kadar kadınlar toplum merkezlerinde, özellikle İstanbul’da kadın istihdamıyla ilgilenen kadın vakıfları ve bu kadın vakıflarıyla yerel mülkiler arasında geliştirilen sözleşmeler ve ortak projeler ekseninde toplum merkezlerinde kadınlara hem kadın hakları konusunda hizmet veriliyordu ve bu hizmeti veren gerçek anlamda kadın bakış açısına sahip sosyal hizmet uzmanlarıydı. Bu sosyal hizmet uzmanları pek çok konuda kadınların bilincinin yükseltmesine bağlı olarak kadınları ekonomik olarak da üretkenliğe teşvik ediyorlardı. Buna bağlı kadınlar geleneksel bildikleri işler üzerinden ortaklaşa kimi hizmetler yapıyorlardı. Bu kimi zaman bir ev yapmak, yemek yapmak olabilirdi bir lokanta açmak üzerine, kimi zaman geçmişten gelen el sanatlarını işlemek üzerine olurdu ya da başka başka konularda kooperatifler kurarak kadınlar hem sosyal olarak yükselmiş bilinçlerini, ekonomik olarak da bir özerklik tanıyarak kendisine aslında o cinsiyetçi ayrımcılığın zayıflaması ya da seyreltilmesi için bir çaba içindeydiler. Bunun için çok büyük şartlar gerekmiyordu eskiden. Bir kooperatife üye olmak için 1 lira gerekliydi, en fazla 50 liralık da bir taahhüt gerekiyordu ama ne yaptı Bakanlar Kurulu? 2009 yılında çıkardığı bir kararnameyle bu 1 liralık ortaklık payını 100 liraya çıkardı ve taahhüdü de 5 bin liraya çıkardı.

Şimdi, son yıllardaki yaklaşık 60 bin kooperatif ve 14 bin kadının istihdam edildiği bu kooperatifler, artık, ne yazık ki ya kapanmak durumunda kalacak ya da bunlara yeni sayılar, yeni kooperatifler, yeni kadın istihdamları eklenemeyecektir. Yani bu büyük bir handikaptır. Hele şu günlerde Çalışma Bakanlığı kadın istihdamına dair bir genelge de yayınladı. Muhtemelen bu genelgeyi, işte bu hafta sonu İstanbul’da yapılacak olan Kadın İstihdamı Konferansının öncesinde bir kâğıt üzeri düzenleme olarak da almak mümkündür. Çünkü bir yıllık uygulamalar arasında çok ciddi farklılıklar

var, yani tezatlar var. O zaman, hani dün kadının katılımı için gerekli olan mekanizmayı zorlaştırarak, kadına, yeniden erkeğin eline bakan, evinin kölesi olan, hizmetçisi olan, üretimden kopan, hayatını idame ettiremeyen bir pozisyonu reva göreceksiniz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

SEVAHİR BAYINDIR (Devamla) – Ama işte Amerika’dan, farklı farklı kesimlerden, özellikle Kadın Girişimciler Derneğinin öncülüğünde gerçekleştirilen bir konferans öncesi, Sayın Bakan da konuşmacı olarak katılacağı için önceden bir genelge yayınladılar, kâğıt üzerinde kimi düzenlemeler yaparak. O nedenle, kooperatifçilik insanların demokratik olarak kendisini gerçekleştirme, iktidarlara, tekelcileri rağmen geliştirmesi gereken mekanizmalardır. Zaten hayvancılık ve tarım alanındaki hayvancılığı ortadan kaldırarak yayla yasağıyla, tarım alanında da işte önce kota uygulamaları gerçekleştirdiniz, sonra pancardan tutalım tütüne kadar üretim mekanizmasını ortadan kaldırdınız, yasakladınız ve bu amaçla kurulmuş, pek çok üretici olan insanın kurduğu pek çok kooperatifi, insanları üretimden men ederek kooperatiflerini de feshetmiş oldunuz. Şimdi de bunu yapıda gerçekleştirmek istiyorsunuz. Kolay gelsin size diyorum.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim. Şahıslar adına ilk söz Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Sarı’ya aittir.

Buyurun Sarı.

MEHMET SARI (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2′nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, konut yapı kooperatiflerinin kuruluş amacı, dar ve orta gelirli kişilere kendi imkânları doğrultusunda konut sağlanmasıdır. Bu yol ile kişinin bütçesi ve imkânlarına göre konut sahibi olması teşvik edilmektedir. Bu kooperatifler tarafından alınan kararların bazen imar mevzuatına aykırı hüküm ve uygulamalar içerdiği gözlemlenmektedir. Bu durum, kooperatif üyelerinin mağduriyet yaşamasına sebep olduğu gibi, şehircilik ilke ve esasları bakımından da plansız ve çarpık yapılaşmaya neden olmaktadır.

Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2′nci maddesiyle, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda yeni bir düzenlemeye gidilmektedir. Bu düzenleme, kooperatiflerin dağılma sürecini ele almaktadır.

Kooperatiflerin dağılma sebepleri, bilindiği gibi;

1) Ana sözleşme gereğince,

2) Genel kurul kararı ile

3) İflasın açılmasıyla,

4) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde ilgili bakanlığın mahkemeden alacağı karar üzerine,

5) Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,

6) Üç yıl olağan genel kurulunu yapmaması hâlinde,

7) Amacına ulaşma imkânının bulunmadığının ilgili bakanlıkça tespiti hâlinde mahkemeden alacağı kararla,

Olmaktadır.

1163 sayılı Kanun’un 81′inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinden sonra “Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş kooperatiflerde çıkan veya çıkarılan ortağın konutu bu sebeple geri alınamaz, ancak bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.” cümlesi eklenerek, kooperatiflerin dağılma sürecinde yapılan önemli bir hata giderilmiş olacaktır. Şöyle ki: 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81′inci maddesinin ikinci fıkrasında, konut yapı kooperatiflerinin, ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdî mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılarak dağılacağı hüküm altına alınmıştır. Konut yapı kooperatiflerinde yapım işlerinin tamamlanmasının akabinde ferdileşme işlemleri yapılmakta ve konutların tapuları ortaklara dağıtılmaktadır. Kooperatif ortakları ortaklık yükümlülüklerini tamamen yerine getirmeleri ve adlarına tahsis edilen taşınmazlara tapuda malik olmaları nedeniyle, taşınmazlar kooperatif ortaklarının malı hâline gelmektedir ancak ortaklar adına ferdî mülkiyete geçilmesine rağmen bu süreçte kooperatif ortaklıkları da devam etmektedir. Diğer deyişle, ferdî mülkiyete geçilmesiyle birlikte konutun kooperatifle ilişkisi kesilerek ortaklık hakkı ve konut mülkiyeti birbirinden ayrılmaktadır. Bu aşamada, konutunun tapusunu alan ortağın herhangi bir nedenle kooperatiften çıkması veya çıkarılması durumunda konutunun elinden alınmaması gerekir. Uygulamada, amacına ulaşan kooperatiflerin tasfiye aşaması bazen uzun yıllar devam edebilmektedir. Amacına ulaşmış tasfiye hâlindeki kooperatiflerde tasfiye sürecinin uzaması sebebiyle kooperatife karşı tüm yasal ödeme yükümlülüklerini yerine getiren ve getirmeye devam eden, ayrıca kat maliki olması sebebiyle konut aidatlarını düzenli ödeyen ve ödemeye devam eden ortağın kooperatif üyeliğinden ayrılması hâlinde oturduğu konut kooperatifçe yasal yollardan geri alınmaktadır. Bu durum Anayasa’nın 35′inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına aykırılık teşkil etmekte ve hak sahiplerinin mağduriyetlerine sebep olmaktadır.

Düzenlemeyle Kanun’daki anlama açıklık getirilmesi suretiyle hak kayıpları önlenmiş ve mağduriyetler giderilmiş olmaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarı. Şahısları adına madde üzerinde ikinci söz Kırıkkale Milletvekili Sayın Turan Kıratlı’ya aittir.

Buyurun Sayı Kıratlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TURAN KIRATLI (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2′nci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarıyla, yapı kooperatiflerine ilişkin görevlerin yapılaşma ve şehircilikle ilgili görevleri Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca yapılması amaçlanmaktadır.

Bilindiği üzere, ülkemizde kooperatifçilik yüz yılı aşkın bir süredir var olmuştur. Türk toplumu kooperatifçiliğin içinde barındırdığı iş birliği, yardımlaşma ve dayanışma gibi değerlere hiç de yabancı değildir. Öyle ki, Anadolu’da filizlenmiş ve gelişmiş olan Ahilik ve imece gibi yardımlaşma müesseseleri bunun açık bir göstergesidir. Ancak, Türkiye’de bugüne kadar kooperatifçilik maalesef arzu edilen ölçüde istifade edilememiştir. Bu nedenle, değişen Türkiye ve dünya koşulları gözetilerek, ülkemizde de kooperatifçiliğinin ideal yönde geliştirilmesi için kamunun ve diğer aktörlerin rolünün iyi bir şekilde tespiti bakımından yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu düzenleme, Anayasa’mızın 171′inci maddesinde “Devlet, millî ekonominin yararlarını dikkate alarak öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” şeklinde ifadesini bulan kooperatifçiliğin geliştirilmesi ilkesine dayanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hâlen günümüzün en etkili kalkınma araçlarından birisi olarak görülen ülkemizdeki kooperatifçilik sisteminin rasyonel ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınıp uygulanması, üreticilere, tüketicilere, küçük işletmelere olduğu kadar âtıl kaynakların harekete geçirilmesine, sermaye birikiminin sağlanmasına, yeni istihdam alanları oluşturulmasına, ortak iş yapma kültürünün geliştirilmesine, sosyal sermayenin artırılmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.

Dünyada ve Türkiye’de değişen şartlar Bayındırlık Bakanlığımızın bir yandan bazı görev ve yetkilerini ilgili kurumlara devrini gerekli kılarken, diğer taraftan yeni yetkilerle donatılmasını gerekli kılmış-tır. Bayındırlık Bakanlığı gerek teşkilat yapısı gerekse ülke genelindeki hizmetleriyle reform süreci yaşa-maktadır. Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 2009 yılında proje bedeli 6 milyar 601 milyon TL olan 1.957 adet yatırım projesi gerçekleştirmiştir. İller Bankası sadece 2009 yılı içinde, ayrım yapmadan, her ilin 30 köyü-ne her bir köy için 41.900 TL yardım göndermiş, belediyelerimize 1 milyar TL kredi kullandırmıştır. Bu arada Kırıkkale’miz de bu hizmetlerden nasibini almıştır. Delice, Balışeyh, Keskin, Çelebi, Karakeçili, Bahşili, Yahşihan ilçelerimizde 75 köye köy konağı, içme suyu, park, yol gibi hizmetler için 3 milyon TL yatırım yapılmıştır. “Evini yapana yardım” metodu ile 19 konut yapılarak hak sahiplerine 476 bin TL ödemede bulunulmuştur. Acil yardım ödeneği olarak belediyelere 530 bin TL olmak üzere son iki yıl içinde 4 milyon TL ödenek Kırıkkale ilimize gönderilmiştir.

Ben, bu vesileyle, Hükûmetimize, Sayın Bakanımıza, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim. Soru-cevap işlemine geçiyorum. Sayın Yaman…

M. NURİ YAMAN (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bilindiği gibi, Sayın Bakanım, Türkiye’de 85 binin üzerinde kooperatif bulunmakta ve bunların yanılmıyorsam 73 bini Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde hizmetleri yürütülmekte, geri kalan 12 bin küsuru da Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülüyor. Bu durum karşısında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından Bayındırlık ve İskân Bakanlığına devredilecek olan yapı kooperatiflerinin sayısı ne kadardır?

İki: Bu organizasyon içinde, il sanayi müdürlüklerinde, bu yapı kooperatiflerinin denetimi sağlamaya yönelik alınmış, atanmış bir sürü mühendis kadroları bulunmaktadır, inşaat mühendisinden tutun şehir planlamacısı ve mimarlara kadar. Bu kadrolarla ilgili de bir düzenleme yapılacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Denizli) – Faal olanların sayısı 23 bin 177, tasfiye hâlinde olanların sayısı da 56 bin 192.

BAŞKAN - Madde üzerinde iki önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2 nci maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenmesi öngörülen cümlenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar.”

Bekir Bozdağ                               Mustafa Elitaş                   Mustafa Cumur

Yozgat                                           Kayseri                            Trabzon

Mehmet Müezzinoğlu                Mahmut Durdu                Eyüp Ayar

İstanbul                                       Gaziantep                        Kocaeli

BAŞKAN - Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.

T. B. M. M Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 496 sıra sayılı yasa taslağının 2. maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Halil Ünlütepe                 Sacid Yıldız

Malatya                                         Afyonkarahisar                 İstanbul

Şevket Köse                              Mehmet Ali Susam           Ahmet Küçük

Adıyaman                                İzmir                                       Çanakkale

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kim konuşacak?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Mehmet Ali Susam konuşacak.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Susam.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kooperatifçilik Kanunu’yla ilgili bugün yaptığımız bu çalışmada kooperatifçiliğin başarılı olabilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda öncelikle anlayışları ortaya koymak lazım.

Bakınız, size, iki tane, kooperatifle ilgili yazı okuyacağım. Birincisi, motorlu taşıt kooperatifleriyle ilgili. “Şoför esnafı ortakların taşıma hizmetlerini pazarlamak ve bu hizmetlerle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan kooperatiflerdir. Bu kooperatifler, ortaklarına taşıma yükü bulma, yükleme istasyonları kurma, benzin, mazot, yağ, lastik ve benzeri girdileri satın alma, bakım, onarım, yağlama gibi işlemleri yapma hizmetleri sunmaktadırlar. Ülkemizde kara yolu taşımacılığının önemli bir kısmının motorlu taşıyıcılar kooperatifi tarafından gerçekleştirildiği bilinmekle birlikte, bu kooperatif türünün taşımacılık sektörü içerisinde payı konusunda yapılmış bir araştırma bulunmamaktadır. Öte yandan -buraya dikkatinizi çekmek istiyorum- 2004 yılında yürürlüğe giren Karayolu Taşıma Yönetmeliği ile yeni bir sürece giren motorlu taşıyıcılar kooperatiflerinin karşılaştıkları sorunların başında bu Yönetmelik’in getirdiği maliyetler gelmektedir. Ayrıca, bu kooperatiflerin 2006 yılında kurumlar vergisi kapsamına alınması da olumsuz yönde etkileyen diğer gelişmedir.”

Bu okuduğum yazı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Kooperatifçilik Strateji Belgesi’nden alınmış bir yazıdır. Ne diyor bu yazıda? “Motorlu taşıt kooperatifçiliğini bizim dönemimizde bitirdik.” diyor, özeti budur. Evet, gerçekten, motorlu taşıt kooperatiflerine 2004 yılında çıkartılan Karayolu Taşıma Yönetmeliği ile bu Yönetmelik’e uyum sağlamada öyle zorluklar gelmiştir ki taşıma kooperatifleri yerine lojistik şirketlerini öne çıkaran bir anlayış ortaya çıkmıştır ve böylece, kooperatifçilik anlayışı diskalifiye edilerek özel büyük şirketlerin, lojistik şirketlerinin önü açılmıştır. Aynı zamanda, bu kooperatiflere vergi koyarak da bir katmerli cezalandırma noktasına gelip taşıma kooperatifçilerinin önü tıkanmıştır. İşte, Hükûmetin kooperatifçiliğe bakış açısı bu.

Gelelim ikinci örneğe, yine bu Bakanlığın örneğinden, konut yapı kooperatifleriyle ilgili yazı, çok zamanınızı almak istemeden: “Toplu konut kredisi ve arsa desteğinin verildiği yıllarda sektör içindeki payı yüzde 36′ya çıkan konut kooperatifleri, 2000′li yıllara kadar ortalama yüzde 20 payla bu önemini korumuştur; TOKİ uygulamalarının olumsuz etkisiyle 2003 yılında yüzde 10′a, 2005′te yüzde 7′ye düşmüş, 2006′da göreceli artışla yüzde 8, 2008′de yüzde 6 seviyesine gerilemiştir.” Bakın, arkadaşlar, bu da yine Sanayi Bakanlığının tespiti, benim tespitim değil. Yani konut kooperatifçiliğini siz, TOKİ uygulamalarıyla ortadan kaldırıp pazardaki yüzde 36 olan payını yüzde 6′ya düşürüyorsunuz. İşte kooperatifçilik anlayışınızın rakamlarla pratik sonucu bu. Demek ki kooperatifçilik sizin için çok önemsiz ve gereksiz bir şey. Hatta ülkemizde kooperatifçilik, sosyalist sistemin bir uygulaması gibi lanse edilmiştir, aslında tam tersi. Şimdi yine size örnek vereceğim. Avrupa’da kooperatifçilik uygulamalarında gelinen noktada kooperatiflerin pazar payı nedir? Örneğin, Hollanda’da tarım pazarının yüzde 90′ı kooperatiflerin elinde, peki, Türkiye’de kaç? Yüzde 2′si. Geçelim, yine tarımdan devam edeyim. Yeni Zelanda’da kooperatiflerde süt ve süt ihracatının yüzde 95′i kooperatiflerin elinde, et piyasasının yüzde 70′i, bakkallık piyasasının yüzde 62′si.

Yine Norveç’te ormancılığın pazar payının yüzde 76′sı kooperatiflerde. Yani kapitalist ülkelerde, girmeyi istediğimiz Avrupa Birliğinde veya dünyanın gelişmiş olduğu ülkelerinde bütün pazar paylarında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – …kooperatiflerin pazar payı çok yüksek, bizde ise pazar payı giderek yok edilme noktasına geliniyor.

Diğer konuşmamda söyleyeceğim, Almanya’dan örnekler vereceğim Almanya’da kooperatif bankalarının ne durumda olduğunu. Eğer kooperatifçiliği destekliyorsanız iki şey yapacaksınız: Bir, pazarının önünü açacaksınız; iki, finansmanını sağlayacaksınız. Maalesef bu Hükûmet döneminde bu ikisi de yapılmamış, kooperatifler kendi kaderlerine terk edilmek zorunda kalıp kooperatifçilik tasfiye noktasına gelmiştir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Susam.

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yoklama istiyorum efendim.

BAŞKAN – Tamam.

Yoklama talebi vardır.

Sayın Anadol, Sayın İnce, Sayın Karaibrahim, Sayın Susam, Sayın Ersin, Sayın Dibek, Sayın Süner, Sayın Ağyüz, Sayın Arat, Sayın Seyhan, Sayın Küçük, Sayın Paçarız, Sayın Sönmez, Sayın Ünsal, Sayın Köktürk, Sayın Koç, Sayın Diren, Sayın Tütüncü, Sayın Çakır, Sayın Atay, Sayın Genç.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.01

***********************

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülşen ORHAN (Van)

—–0—-

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 107′nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

BAŞKAN - İstem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağız.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 27 Mayıs 2010 Perşembe günü saat 13.00′te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 18.15

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)